İçeriğe geç

Fakirdeki kin ve nefreti söküp atmanın tek çaresi, zenginin, kendine düşen vazifeyi yaparak onun elinden tutması ve vermekle mükellef olduğu zekâtını ona vermesidir. Bu durumda fakir, zengine, ihtiyacı olduğunda ona yardım elini uzatan bir dost nazarıyla bakacak, onun malında gözü olmayacak, kendine verilenle iktifa edecek ve sıkıntıdan kurtulmasına sebep olduğu için onu imdadına gönderen Allah’a hamd edecektir. Zengin de üzerindeki mükellefiyeti edaya vesile olduğundan dolayı fakire, üstten bakma bir tarafa ihtiramla nazar edecektir. Böylece fertler arasında tam bir kardeşlik şuuru yerleşecek, cemiyetin kavga ve gürültüden uzak bir huzur toplumu haline gelmesi için en sağlam adımlardan biri atılmış olacaktır.

Öte yandan insan, ihsanın kuludur. “Şerrinden korktuğun kimseye iyilik et.” sözü, insan fıtratındaki bir özelliği dile getirmekte ve ona yaklaşım tarzını göstermektedir. Malında gözü olan fakire zekâtını veren zengin, artık fakirden gelmesi muhtemel kötülüklerin önünü büyük ölçüde almış demektir. Zira o, bu hareketiyle fakirin içinde tutuşan kin ve nefret ateşlerini söndürmüş, yerine sevgi ve muhabbet tohumları ekmiştir. Zenginin fakire yardımcı olmadığı yerde ise bu ortamı bulmak katiyen mümkün değildir. İşçi hareketleri gibi huzursuzlukların başında, zamanında müdahele edilmeyen maddî problemler gelmektedir. Çünkü bu hareketlerin altında yatan sebeplerin veya sebep olarak gösterilen meselelerin altında, maddî açıdan tatminsizlik ve bunun yanında belli bir kesimin maddeye hâkimiyeti ve ondan tek taraflı istifade etme düşüncesi yatmaktadır.

B. Zekâtın Topluma Kazandırdıkları

150