Bakara sûresinin, faiz yasağını nihai olarak bildiren âyetleri, son nazil olan âyetlerdendir. Hatta İbn Abbas Hazretleri’nin (radıyallâhu anhumâ) kanaatine göre bu âyetler, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) nâzil olan en son âyetlerdir.265 Dolayısıyla faizin kesin ifadelerle haram kılınması, risaletin son dönemlerine rastlamaktadır. Faizle ilgili son sözü Veda Haccı’nda söyleyen Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), aynı zamanda bunun ilk tatbikatını yapmış ve tesirinin daha büyük olması için ilk olarak, kendi yakın çevresinden birinin, amcası Hazreti Abbas’ın alacağı olan faizi kaldırmıştır. Ümmetiyle veda mânâsı da taşıyan bu hutbesinde Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), kan davası gibi Cahiliye âdetlerinin kaldırıldığını belirttikten sonra sözü faize getirmiş ve şöyle buyurmuştur:
“İyi dinleyin! Cahiliyeye ait bütün uygulamalar, şu iki ayağımın altındadır ve kaldırılmıştır. Cahiliye faizi kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz de, Abbas İbn Abdülmuttalib’in alacağı faizdir.”266 Hazreti Abbas dâhil hiç kimse bu meselede tereddüt göstermemiş, alacakları çuvallar dolusu da olsa faiz terettüp eden miktarı almaktan vazgeçmişlerdi.
Yalnız onların endişesi, bu hüküm gelmeden önceki muamelelerinin durumu ve akıbetiydi. Onlar ancak, endişelerine cevap mahiyetinde gelen bir fermanla rahat nefes alabildiler:
“Kime Rabbinden bir öğüt geldiğinde (faizle muameleyi) bırakırsa, (haram kılınmadan) önce aldığı onundur. İşi de Allah’a kalmıştır.”267
Bir başka âyet-i kerimedede de Cenab-ı Hak, inanıp salih ameller peşinde koşanların, Müslüman olmadan önce yaptıklarından mesul tutulmayacaklarını şu ifadelerle anlatıyordu: