“Altını gümüşü yığıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acı bir azabın beklediğini müjdele! Yığılan bu altın ve gümüş Cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara: ‘İşte!’ denilecek, ‘İşte biriktirdiğiniz mallar! Şimdi mal yığmanın vebalini tadın bakalım’”223
Mal biriktirme, mal stoklama, neticeyi düşünerek daha fazla maddî güce sahip olma düşüncesiyle yapılır. Sonuç itibarıyla stokçuluk, bu işi yapanın, bir gün bunun üzerinden büyük kârlar elde edeceği düşüncesini mayalamakta ve kişiyi o “müjdeli gün” için beklentiye sevk etmektedir. İşte Kur’ân, bu hırsla mal biriktirip kenz yapanlara, beklentilerine göre hitap ederek şimdiden “müjde” veriyor.. veriyor ama vaat edilen müjde hiç de onların bekledikleri gibi değil.. bu müjde, beraberinde sevinç çığlıkları değil ızdırap iniltileri getirmekte.. elemle karışık, insanı hacalet ve sıkıntıdan iki büklüm eden bir azabın müjdesi…
Zekâtı verilmeyen altın, gümüş ve diğer emtianın, ahirette sahibine verecekleri eziyeti hadis-i şerifler de anlatmaktadır. Hadislerden anladığımız kadarıyla, zekâtı verilmeyen altın ve gümüş, kızdırılmış levhalar hâlinde sahibinin vücuduna bastırılacak ve onlarla sahiplerinin vücutları dağlanacaktır. Yine zekâtı verilmeyen deve, sığır, koyun gibi hayvanlar, olduklarından daha büyük hâle getirilip sahiplerine eziyet edeceklerdir.224
Daha fazla mal ve mülke sahip olma hırsıyla biriktirilen ve içinden Allah’ın hakkı çıkarılıp gerekli yerlere harcanmayan mâmelek, bütünüyle sahibine ızdırap vermiş; onu, dünya lezzetlerini elde etme hırsının altında her türlü lezzetten mahrum bırakmıştır. Netice itibarıyla dünyada stokçuluk yaparak zengin olacağını zanneden ancak varlık içinde yokluk çeken bu şahıs, ahirette ‘kendi ameli cinsinden ceza’ ile karşılığını görecek, burada ektiklerini orada biçecektir.