İçeriğe geç
57. Bölüm

13. Arafat

“Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın belirlediği nişanelerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse oraları tavaf (sa’y) etmesinde herhangi bir günah yoktur.”140

Cahiliye döneminde Safâ ve Merve tepelerinde İsâf ve Nâile isimli iki put bulunuyor ve müşrikler sa’y yaparken bu putları selamlıyorlardı. Mekke fethedildikten sonra bütün putlar temizlenmişti. Ne var ki bazı sahabiler Cahiliye dönemini ve şirki çağrıştırdığı için Safâ ile Merve arasında sa’y yapmayı doğru bulmuyorlardı. İşte yukarıda zikrettiğimiz âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak, burada sa’y yapmanın Cahiliye dönemi ve şirkle alâkalı olmadığını dolayısıyla günah sayılmayacağını belirtmiş, inananların gönlüne su serpmiştir.

Bir önceki bölümde Hazreti Hacer’in su bulmak amacıyla Safâ ve Merve tepeleri arasındaki koşuşturmasından bahsetmiştik. İbn Abbas tarafından nakledilen ve genel kabul gören rivayete göre Hazreti Hacer’in bu hareketi sa’yin temelini oluşturmaktadır.141

13. Arafat

Kök anlamı itibariyle “bilme, anlama, tanıma” mânâlarına gelen Arafat, terim olarak haccın temel rükünlerinden olan vakfenin yapıldığı yere verilen isimdir. Bu bölgeye niçin Arafat ismi verildiği hakkında kesin bir bilgi yoktur ancak rivayete göre Cebrail Aleyhisselam, Hazreti İbrahim’e, haccın menâsikini gösterirken Arafat’a geldiklerinde ona, “Arafte?” (Anladın mı? Tanıdın mı?) diye sormuş, o da “Araftu” (Anladım, tanıdım.) diyerek cevap vermiştir. İşte bundan dolayı bu bölgeye Arafat ismi verilmiştir. Bir başka rivayete göre ise Hazreti Âdem ile Hazreti Havva

167