İçeriğe geç
21. Bölüm

f. Cemaat Kulluğunu Takdimdir

Hacda devlet reisi ile tebaa perdesiz hâilsiz bir araya gelip meselelerini yüzyüze konuşabilirler. Öyle ki devletin reisi de tebaanın en zayıfı da aynı ortamda bir araya gelir; aynı elbiseyi giyer, aynı yoldan yürür, bazen omuz omuza bazen sırt sırta gelir, aynı kalabalıkta Arafat’tan Müzdelife’ye akın eder, şeytan taşlar, tavaf yapar. Herkes günahlarının hicabıyla Rabbi’ne yalvarır ve mağfiret talep eder. Günahlarının affolacağını umarak gözyaşlarıyla ellerini kaldırıp dua eder. İşte böyle bir ortamın başka hiçbir yerde bulunması mümkün değildir.

Günümüzde de her ne kadar hakiki mânâsıyla ifa edilemese bile Müslümanlar, âlemşumül meselelerini hacda bir araya geldiklerinde görüşmeli, bir ibadet neşvesi içinde problemlerine çözümler aramalılar. Bir taraftan entelektüeller, entelektüel çapta bir araya gelerek kendi dünyalarına ait meseleleri konuşmalı, diğer yandan ticaret erbabı toplantılar yaparak karşılıklı ticari akitler yapma yollarını araştırmalıdır. Bir diğer yandan farklı gruplar, tebliğ ve irşat heyetleri bir araya gelmeli, kendilerine ait meselelerde nasıl işbirliği yapabileceklerini masaya yatırmalıdırlar.

f. Cemaat Kulluğunu Takdimdir

Hac, bir yönüyle ferdî bir ibadet olsa da diğer yönüyle içtimaî bir ibadettir. Her fert, haccın menâsikini yerine getirme bakımından bizzat kendisi sorumludur. Ancak menâsikin büyük bir cemaat içinde beraber yapılması açısından meselenin toplumu ilgilendiren yönleri de vardır.

Bu yönüyle hacca, İslâm cemaatinin, kulluğunu Allah’a takdimi de diyebiliriz. İnsan orada şahsi kulluğunu cemaatle birlikte Allah’a takdim eder. İnsanlar âdeta tek bir ağızdan telbiye, tekbir, tehlil, tahmid, tesbih getirir. Arafat’ta herkes kendi duasını yapsa da Cenâb-ı Hak, insanlara cemaat olarak nazar

68