3. Mîkât
Buna göre; ihram, tavaf, sa’y, vakfe, şeytan taşlama ve kurban, hac menâsikinden sayılmaktadır.
3. Mîkât
Sözlük mânâsı itibarıyla mîkât, bir işi yapmak üzere belirlenen yer veya zaman anlamlarına kullanılır. Fıkhî bir terim olarak hac ve umre ibadetleri yapılırken ihramsız olarak girilemeyecek yerleri çevreleyen sınırları ifade eder. Hacca niyetlenen bir insan mîkât olarak belirlenen sınırlardan içeriye ihramsız giremez. Mîkat mahalleri, Harem bölgesinin giriş kapıları mahiyetindedir.
Kâbe ve çevresi bizzat Cenâb-ı Hak tarafından harem (saygıdeğer ve korunmuş) kabul edilmiş, Peygamber Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekke’nin, yerlerin ve göklerin yaratıldığı gün Allah tarafından harem kılındığını ve kıyamete kadar da öyle kalacağını ifade buyurmuştur.117 Hac için Mekke’ye gelen kimselerin mîkât olarak belirlenen yerlerde ihrama girip belli kurallara uyması, Harem bölgesinin saygınlığını ihlal etmemesi gerekir.
Bu cümleden olarak ihramlı bir kimse Harem sınırları içerisinde tırnak kesemez, tıraş olamaz, ihram elbisesi dışında bir şey giyemez, eşine yaklaşamaz, insanlarla tartışıp kavga edemez, bitkileri koparamaz, herhangi bir hayvanı öldüremez. Eğer bunlardan herhangi birini yaparsa Harem bölgesinin saygınlığını ihlal etmiş kabul edilir ve dinin belirlediği birtakım cezalara çarptırılır.
Hacı, mîkat sınırlarından içeriye girerken Cenâb-ı Allah’ın, herkese açık olmayan mahrem bölgesine girdiğinin şuurunda olarak adımını atmalıdır. Artık adım adım Beytullah’a yaklaşmaktadır. Dolayısıyla duygu ve düşüncelerini tekrar tekrar gözden geçirmek suretiyle oranın adabına yakışmayan düşün-