6. Mültezem
Hacca niyetlenen kimse, ya mîkat mahallinden önce veya mîkat mahallinde, üzerinde bulunan günlük elbiseleri çıkararak ihram olarak isimlendirilen dikişsiz iki parça kumaş veya havluyu kuşanır. Hac (veya umre) yapmaya niyet eder, iki rekât namaz kılar ve telbiye getirir. Bu andan itibaren artık ihrama girmiş ve dolayısıyla ihram yasakları da başlamış olur. Bu kimsenin artık haccını (veya umresini) tamamlayana kadar, vücudundan kıl koparması, tırnak kesmesi, süslenme amacıyla yağ, kına, boya, koku... kullanması, dikişli elbise ve önü veya arkası kapalı ayakkabı giymesi, başını örtmesi, avlanması, ailevî münasebette bulunması, bitkilere zarar vermesi, günah işlemesi, başkalarıyla cedelleşip kavga etmesi, çirkin sözler söyleyip kalp kırması... yasaktır.
Bu davranışların yasak kılınması, bunların haccın ruhuna uymayan davranışlar olması bakımından önemlidir. Hacda kısa bir süreliğine de olsa her türlü dünyevîlikten uzaklaşma mânâsı vardır. Bu açıdan, dünyayı hatırlatıp ona çağırması muhtemel olan dikişli ve cazip elbiseler giyilmez, süslenilmez, bedeni güzel gösterecek şeylerden uzak durulur. İnsan, âdeta ilk yaratıldığı tabii haliyle Allah’ın huzuruna gelir. Hele günah işleme, insanlarla münakaşa edip onların kalbini kırma gibi davranışlar ibadetin ruhuyla asla bağdaşmaz.
6. Mültezem
Hacerü’l-Esved ile Kâbe kapısı arasında kalan 2 metrelik kısma “sıkı sıkıya yapışılan yer” anlamına gelen “Mültezem” ismi verilir. Hacılar tavafı bitirdikten sonra burada ısrarla dua eder Allah’tan istekte bulunurlar. Peygamber Efendimiz ile sahabe ve tâbiînden pek çok kimsenin burada dua ettiği nakledilmiştir. Efendimiz’den rivayet edilen bazı hadislerde, Mültezem’de yapılacak duaların kabul buyrulacağı ifade