b. Üzerindeki Haklardan Kurtulma
Herkes kendi derecesine göre günahlarından pişmanlık duyar ve tevbede bulunur. Yeri gelmişken ulemanın, tevbenin tevbe olması için saydıkları şartları zikrederek bu bahsi bitirelim:
Birincisi: İrtikap edilen günah, ruhta bir ızdırap şeklinde duyulmalı, vicdanda o günaha karşı bir nefret, tiksinti ve ürperti hissetmelidir. Bir insan, işlediği günahlar karşısında hasta olmuyor ve ızdırap çekmiyorsa, alışılagelmiş sözlerle tevbe etse dahi, onun yaptığı tevbe değildir, sadece bir merasim ve yararsız birkaç söz söylemekten ibaret bir şeydir. Tevbe, vicdanın duyduğu nedamet ve bu nedametle insanın iki büklüm olmasıdır. Dil ile söylemek ise ancak, içte kaynayıp duran bu nedamet ve hacalete kavlen iştirak ve bir tercümanlık mânâsına olduğunda bir kıymeti haizdir.
İkincisi: Bir daha aynı günaha dönmemek üzere ciddi ve kesin bir kararlılık içinde olunmalıdır.
Üçüncüsü: İşlenen günah kul hakkıyla alâkalı ise evvela o hak, sahibine verilmeli ve ondan helallik dilenmelidir.
Dördüncüsü: İşlenen kusur Allah hakkına ait ise fevt edilen şeyler tamamlanmaya çalışılmalıdır. Kılınmayan namazlar, tutulmayan oruçlar, verilmeyen zekâtlar... hâsılı ihmal edilen her ne varsa hâlis bir niyetle elden geldiğince kazası yapılmalı ve telafi yollarına bakılmalıdır.
b. Üzerindeki Haklardan Kurtulma
Hac yapmayı düşünen bir insan, üzerindeki Allah hakları için tevbe ve istiğfarda bulunduğu gibi, kul haklarından da kurtulmalı; bunun için, borcu varsa ödemeli, eskilerin tabiriyle “redd-i mezâlim” yapmalı yani zulmen birinin hakkına tecavüz ettiyse, birine haksızlık yaptıysa telafi etmeli ve o kişiden helallik istemelidir. Dolayısıyla, temizlenmek için geleceği hacca temizlenerek hazırlanmalı, temizlik ameliyesini daha gelmeden başlatmalıdır.