İçeriğe geç
39. Bölüm

4. Efendiler Efendisi’ni (sas) Ziyaret

4. Efendiler Efendisi’ni Ziyaret

Hac bir farîza-i ilâhiyedir. Rabbimizin hakkı olan bu farîzayı ifa etme dersini biz, Fahr-i Kâinat Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) aldık. Bunun için, haccımızı bitirdikten, Rabbimize kulluk vazifemizi yerine getirdikten sonra, bize bu şehrahı açan, rehberliğiyle bize doğru yolu gösteren, gönüllerimizin sultanı Hazreti Muhammed Mustafa’ya karşı da minnet ve şükranlarımızı arz etmek için O’nu ziyarete gideriz. O’na binlerce salât ve selam olsun.

Nasıl namazlarımızın sonunda okuduğumuz tahiyyatta, “Eşhedü enlâ ilâhe illâllah” diyerek tevhid-i ulûhiyeti ilan ettikten hemen sonra, Peygamber Efendimiz’e de ahd ü peymanımızı yenileme mânâsında “Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûluh” der, O’na selam verir, temenna eder, teşekkür ve senalarımızı arz ederiz. Aynen öyle de, fiilî bir vazifeden ibaret olan hac farîzasını eda ettikten sonra da orada vicdanen duyduğumuz, kalb gözü ile gördüğümüz nimetlere.. Cennet’e götürücü, Rabb’in cemalinden nikabı kaldırıcı lütuflara giden yolda bize rehberlik yapan o Rehber-i Küll’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), yol göstericiliğinin, vesileliğinin teşekkürünü arz etmek üzere bir mesafe daha kateder, Medine-i Münevvere’ye gelir, o Fahr-i Kâinat’ı ziyaret ederiz.

O’nu ziyaret, bir kadirşinaslığın ifadesidir, iyiliğe karşı teşekkürün, temennanın, ihtiramın ifadesidir. Gerçi O’nun buna ihtiyacı yoktur ama bizimkisi, sultana evdeki bir bardak suyu takdim etmedir.. bağında bahçesinde Diclelerin, Fıratların, Nillerin çağladığı zata bir testi su ile gidip, “Çam sakızı, çoban armağanıyla geldik” demenin ifadesidir. “Yâ Resûlallah! Gelişimize de getirdiğimiz şeylere de Senin ihtiyacının olmadığı müsellemdir. Ama huzuruna eli boş gelmekten haya ettik, Sana salât ü selam getirdik, ubûdiyetimizle günahları-

113