3. Sa’y
namazgâh edininiz!”162 mealindeki âyeti okudu ve yeniden Hacerü’l-Esved’i istilâm etti. Ardından Zemzem’in başına geldi; ayakta olduğu hâlde ve Kâbe’ye müteveccih bir şekilde Zemzem içti. Bir miktarını içtikten sonra birazını da serinlemek için başına serpti. Ardından sa’y yapmak üzere Safâ tepesine yöneldi.
3. Sa’y
Safâ tepesine gelince,
َ إِنَّ الصَّ فَا وَ الْمَرْ وَ ةَ مِنْ شَ عَائِرِ اهللِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَالَ جُنَاح
عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَ مَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اهللَ شَ اكِرٌ عَلِيمٌ
“Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın belirlediği nişanelerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse oraları tavaf (sa’y) etmesinde herhangi bir günah yoktur. Her kim de farz olmadığı hâlde gönlünden koparak bir hayır işlerse, mükâfatını görür. Zira Allah, şükrün karşılığını verir. O, az amele çok mükâfat veren ve her şeyi bilendir!”163 mealindeki âyeti okudu. Sonra Kâbe’ye dönerek üç defa tekbir getirdi. Ardından da âyette Safâ’nın önce zikredilmesini kastederek, “Allah’ın başladığından başlayalım!” buyurdu ve Safâ’dan sa’y’e başladı. Merve’ye doğru yürürken,
ِّ الَٓ إِلٰهَ إِالَّ اهللُ وَ حْ دَ هُ الَ شَ رِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْ دُ وَ هُوَ عَلٰى كُل
شَ يْ ءٍ قَدِ يرٌ صَ دَ قَ اهلل وَ عْدَ هُ وَ نَصَ رَ عَبْدَ هُ وَ هَزَمَ الْ َحْ زَابَ وَ حْ دَ هُ
“Allah’tan başka ilâh yoktur; O birdir, ortağı da yoktur. Mülk ve hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter. Vaadini yerine getirmiş, kuluna yardım etmiş, düşman ordularının hepsini tek başına bozguna uğratmıştır!”164 diyordu.