İçeriğe geç
42. Bölüm

3. MÜLÂHAZALARIMIZIN YEŞİL KUBBESİ

3. MÜLÂHAZALARIMIZIN YEŞİL KUBBESİ

Varlığın özü, yaratılışın en anlamlı nüktesi Hazreti Muhammed’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem). O, yaratılış ağacı itibarıyla hem bir ilk hem de son gibidir. Varlık bir şiir gibi O’nun adına nazmedilmiş; vücudu ise bu manzumenin âdeta en son kelimesi gibidir. O’nun dünyayı şereflendirmesi, insanlığın yeniden doğuşunun remzi; peygamberliği, eşya ve hâdiselerin aydınlanıp gerçek değerleriyle ortaya çıkmasının vesilesi; hicreti, insanlığın kurtuluş yolu; mesajı da dünya ve ahiret saadetinin köprüsü olmuştur. Mü’min gönüller O’nun sayesinde varlığı bir meşher gibi temâşâ edip değerlendirebilmiş, bir kitap gibi okuyup yorumlayabilmiş ve O’nun aydınlık ikliminde yollar bulup Hakk’a yürüyebilmişlerdir. O’nunla hakikate uyanan ruhlar, sürekli ebediyet soluklar durur.. O’nu sîretinin derinlikleriyle kavrayabilenler, bütün ilimlerin özünü, usâresini elde etmiş sayılırlar.

Aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen O hâlâ ufkumuzda yeni doğmuş bir yıldız gibi pırıl pırıl ve bütün varlığı aydınlatabilecek güçte güneş gibi –aslında O, güneşe de taç giydiren bir ziyadır– güçlü bir ışık kaynağı.. vazife ufku, gönüllere kulluk şuurunu sunan bir hikmet nüktesi, sevgiyle doygunluğa ulaşmış ruhu, varlığı birbirine bağlayan bir büyüklük emaresi.

İnsan ne zaman O’nu çağrıştıran iklime girse, kanının sevgiyle aktığını duyar.. O’nun atmosferine adımını atar atmaz, kendini Allah’a giden yolların ortasında bulur. O’nun köyünü ziyaret bile âdeta Işık Çağı’na ulaşma adına bir rıhtım, bir liman, bir rampa gibidir. Bu rıhtım, bu liman, bu rampa inanmış gönülleri O’nunla diz dize gelme bucağına ulaştırır ve doygunlaşmış ruhlara yeni bir aşk u şevk üfler. İnsan O’nu kaç defa ziyaret etmiş olursa olsun, müntesiplerinin derbederliğinden ötürü o mübarek hazîreyi ne kadar sönük görürse görsün, ne zaman o yeşil, o âhenkli, o romantik, o sevgiyle tüten “metâf-ı

137