Müftüler çoktur ve hemen hepsi de anlayabildiklerince, aynı kaynaklara müracaat eder ve ona göre fetva verirler. Vicdan, nazarı keskin öyle bir müftüdür ki, fetva verirken hakikate göre fetva verir ve verdiği fetvalarda da kimseyi yanıltmaz.
a. Vicdan Duruluğu ve Muhasebe Duygusu
Bir sistem ne kadar güçlü, getirdiği kanunlar ne derece muhkem olursa olsun, fert, o sistem ve kanunları kabul edecek vicdan duruluğuna ulaştırılmamışsa, çok fazla bir şey yapılmış sayılmaz.
Söz gelimi, “Zinaya yaklaşmayın!”1, “Aranızda, mallarınızı haksızlıkla (haram yollarla) yemeyin!”2 ve “Şahitliği gizlemeyin!”3 gibi Kur’ânî düsturlar, birer emir ve birer kanun şeklinde vaz’edilmiş olsa da, eğer fertler pratikte bu hayatî düsturları içlerine sindirememişlerse/sindiremiyorlarsa bu düsturların yüzlerce defa tekrarının ne fert ne de cemiyet adına hiçbir yararı olmayacaktır.
Bu sebeple, hem düsturlar çok sağlam ve muhkem olmalı hem de fertler bu düsturları yerine getirecek seviyede yetiştirilmeli ve vicdanları dupduru hâle getirilmelidir ki, teklif ve tavsiyeler de havada kalmasın.
Kur’ân, birçok âyetiyle insanı, “Nerede, ne zaman ve ne yaparsan yap, mutlaka Cenâb-ı Hakk’ın murakabesi altındasın!” hususuna uyararak bütün davranışlarını böyle bir atmosfer altında planlamaya ve yaşamaya çağırır.
“Üç kişinin bir araya gelip gizli fısıldaştığı bir yerde, dördüncü mutlaka O’dur.”4 âyeti ile, “(Ey Habibim!) Ne iş yaparsan yap, ey insanlar, sizler de ona dair Kur’ân’dan ne okursanız okuyun ve ne yaparsanız yapın, her yaptığınıza daldığınız an mutlaka sizi görürüz.”5 âyeti ruhlarımıza bu gerçeği duyurmaktadır.
Dipnotlar
- 1 İsrâ sûresi, 17/32.
- 2 Bakara sûresi, 2/188.
- 3 Bakara sûresi, 2/283.
- 4 Mücâdele sûresi, 58/7.
- 5 Yûnus sûresi, 10/61.