İçeriğe geç

Herhangi bir sebeple düzenleri bozulup kuvvetleri dağılsa, şevklerini söndürüp ümitlerini kıracak hâdiseler peşi peşine birbirini takip etse, semalarındaki bütün yıldızlar birer birer dökülüp çevrelerinde karanlıklar kol gezse de, zerre kadar sarsılmazlar. Böyle bir durumda derhal Yaradanlarına döner, inançla kanatlanır ve muhteşem geçmişleriyle bütünleşerek, yepyeni bir şevkle bir kez daha yeniden dirilir ve yeniden yollara koyulurlar.

Mâbudlarıyla baş başa kaldıklarında her biri incelerden ince birer kalb ve vicdan insanı olan bu yiğitler, vatan ve millet düşmanlarıyla karşılaştıkları er meydanlarında tamamen ayrı bir hâl, ayrı bir hüviyet alırlar. Câhız’ın da ifade ettiği gibi, “Onlardan kaçan kurtulamaz, uçan uçmaya fırsat bulamaz!”

Onların dolaştıkları yerlerde tepeler dümdüz, düzlükler de pürüzsüz olur. Hücuma uğramadıkça kimseye hücum etmeyi düşünmez; hücum edince de ülke ve millet düşmanlarına aman vermezler. Öyle ki arkasına düştükleri şeyi elde edinceye kadar durma dinlenme bilmez, uyku ve istirahata iltifat etmezler…

Nefretten nefret eder, kötülükleri iyilikle savmaya çalışır; hasımlarına karşı dahi âdiliğe tenezzül etmez, hep mertçe davranırlar. Mağlup edip dize getirdikleri kimseleri, hiçbir şey olmamış gibi karşılar ve onlara karşı centilmenlikten zevk duyarlar.

Her işlerinde akıllı ve basiretlidirler. Zekâ ve firasetleriyle en halledilmez gibi görünen meseleleri dahi anında halleder, bedbinlik ve karamsarlık içinde çırpınıp duran sineleri ümit ve azimle şahlandırırlar.

Ne var ki, dehaya denk bu üstün fıtratlar, o muhteşem zekâ ve kabiliyetlerini hep millet yararına kullanırlar. Bunu yaparken, başkalarına zararlı olmaktan fersah fersah uzakta dururlar.

Ülke ve milletlerini derin bir aşkla sever, bu uğurda maddî ve mânevî her türlü füyûzât hislerinden fedakârlıkta bulunur ve bu yolda ölmeyi hayatlarının gayesi bilirler.

78