İçeriğe geç

Hz. Abbas, bütün Abbasî sülâlesine dâyelik yapmış bir insandır. Ayrıca Hz. Abbas, ümmetin allâmesi Abdullah b. Abbas’ın babasıydı. Bu itibarla o, her tarafından faziletlerle donatılmış bir insandı.

Fakat gel gör ki, Allah Resûlü ona, “Ey Abbas! Allah katında ipotek olan nefsini Allah’tan satın almaya bak. Zira senin namına da ben bir şey yapamam.”55 diyordu. Yani, benim amcam olman, sana çok fayda vermez, sen ancak yapacağın salih amellerin bir faydasını görebilirsin, ikazında bulunuyordu.

Hz. Safiye ise, âdeta bir destan kadındı. O, Allah Resûlü’nün halası ve yine Allah Resûlü’nün havarisi Zübeyr b. Avvam’ın da annesiydi. Cesur mu cesurdu. Hatta, Hendek muharebesi esnasında Müslüman kadınların sığındığı yere bir Yahudi çaşıtlık yapmak için gelmişti. Hz. Safiye yerinden ok gibi fırladı ve elindeki sopayı yahudinin başına indirerek onu yere serdi.56 Hele Uhud’da onun öz kardeşi Hz. Hamza’nın naaşını metanetle seyretmesi apayrı bir kahramanlık örneğiydi.57 Evet, Hz. Safiye de dört bir yandan faziletlerle donatılmıştı ama, Allah Resûlü, halasına da aynı şekilde hitap ediyordu.

Onun en son muhatabı Hz. Fatıma ise, Cennet kadınlarının efendisi ve Allah Resûlü’nden arda kalan son emanetti. O, milyonlarca evliyâ ve asfiyânın vücuduna sebep olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in dünyaya geliş vesilesiydi. O, anamız ve analar anası ve İki Cihan Serveri’nin de ciğerpâresiydi: “Fatıma, benden bir parçadır; onu üzen beni üzmüş, onu sevindiren beni sevindirmiş olur.”58 iltifatının da mazharıydı. O, bütün yönleriyle bir fazilet âbidesiydi ama, Allah Resûlü’nün ona söylediği de aynıydı: “Nefsini Allah’tan satın almaya bak! Zira senin namına hiçbir şey yapamam.”59

96