Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu prensiplere bağlı yaşamış ve çevresindekilere de her zaman, “İnsanlardan bir insan olun!” demiş; dahası, hep öyle olmasını ve böyle kalmasını bilmiştir.
Düşünün ki, Mekke fethedilmiş; O da muzaffer bir kumandan olarak oraya girmişti. Bu esnada susadığı için bir bardak su istemişti. Zemzem kuyusunun etrafında her zaman bardaklar bulunurdu ve önüne gelen onlarla su içerdi.
Hz. Abbas, “Bunları herkes kullanıyor; gidip evden temiz bir bardak getireyim…” deyince Allah Resûlü, “Biz de onlardan biriyiz.” diyerek bu teklifi reddetmiş ve suyu oradaki bardaklardan biriyle içmişti.52
İşte İnsanlığın İftihar Tablosu, Nebiler Nebisi, Sultanlar Sultanı, İki Cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) böyle bir müsavat prensibine bağlılık içinde yaşıyordu. Eğer yeryüzünde bir başkasına üstünlük iddiasında haklı olacak tek insan varsa o da O’dur. Buna rağmen O’nun sergilediği tablo ise işte budur.
g. Üstünlük Takva İledir
Eğer yeryüzünde bir topluluğa, takvanın dışında bir değer ve şeref izafe edilecekse, bu, Allah Resûlü’ne neseben en yakın olan bir cemaat ve topluluk olmalıdır. Yani, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Safiye ve Hz. Abbas olmalıdır.
Hâlbuki Efendiler Efendisi, bir hadislerinde kendisine en yakın olanlara seslenir ve bu yakınlığın onlara hiçbir faydası olmayacağını ifade buyurur:
“Ey Kureyş topluluğu! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın, zira sizin namınıza Allah katında elimden bir şey yapmak gelmez.
Ey Abdimenaf topluluğu! Nefsinizi Allah’tan satın alın. Zira sizin namınıza Allah katında elimden bir şey yapmak gelmez.
Ey Abbas! Resûlullah’ın amcası! Sen de nefsini satın al; senin namına da bir şey yapamam.
Dipnotlar
- 52 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/214.