İçeriğe geç

Bir ara dalmıştı. Başucunda duran oğlu Abdullah, gözlerini babasından bir an bile ayırmıyordu. Hz. Ömer’de bir düşünce, hem de yüreğini dağlayan bir düşünce vardı. Gözlerini açarak ümitsiz bir ifadeyle, “Oğlum! Git, Hz. Âişe’ye benden selâm söyle. Fakat sakın, ‘Emirü’l-Mü’minînin selâmı var.’ deme. Zira şu anda ben Mü’minlerin Emiri değilim. De ki, ‘Ömer senden, iki arkadaşıyla (Peygamber Efendimiz ve Hz. Ebû Bekir) beraber yatmasına müsaade ve izin istiyor.’”

İbn Ömer babasının emrini yerine getirmiş ve Hz. Âişe’nin evine gitmiş ve onu bir köşede oturmuş ağlıyor bulmuş. Ona babasının arzusunu söyleyince, Hz. Âişe Validemiz, “Vallahi, orayı ben kendim için düşünmüştüm ama, Ömer’i nefsime tercih ederim!” deyivermişti…

İbn Ömer (radıyallâhu anh) bu müjdeli haberle dönüp babasını müjdeleyince, Ömer anında rahatlamış ve dudaklarından şu cümle dökülmüştü: “Vallahi, işte benim arzum buydu!”

Kendisine, “Yerine birisini tayin et!” dediklerinde, O, “Yerime kimseyi tayin etmiyorum. Sadece halife seçimini şu altı kişinin istişaresine havale ediyorum: Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebî Vakkas (radıyallâhu anhüm). Eğer halifelik Sa’d’a nasip olursa ne a’lâ. Yok aksi olursa, seçilecek halife daima ondan yardım istesin. Zira ben onu ne ihanetinden ne de aczinden dolayı azletmemiştim.” diye konuştu.77

O, bu esnada çok kere gözünü açamayacak kadar halsizleşiyordu ve başındakiler ne yemek ne de su teklifiyle onu uyandıramıyorlardı, ama “Ömer, namaz vakti geçiyor!” dendiğinde o (radıyallâhu anh) birden fırlıyor ve “Namaz! Namazsız adamın İslâm’dan nasibi yoktur.” diyor ve namazını eda edip tekrar uzanıyordu.78

103