İçeriğe geç

rumdur. Cenâb-ı Hak da ceza olarak onları hakiki mânâda hac yapmaktan mahrum etmiştir. Bu duruma işaret eden bir âyet-i kerimede Allah (celle celâluhu) şöyle buyurur: “İşledikleri bazı günahlardan dolayı şeytan onların ayağını kaydırdı.”18

Hac, dünya ve masivadan sıyrılıp doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmenin unvanıdır. İnsan hacda, günahlarının utancından iki büklüm olmuş bir hâlde Allah’tan af diler. Arafat’ta günahlarını dökmüş, Müzdelife’de kul haklarından bile kurtulmuş olma ümidiyle vakfe yapar. Kalbi rikkat kazanır, fikri bilenir, his ve duyguları durulup berraklaşır.

Şeytan, insanları, kulluğa ait bir kısım amellerden alıkoyuyor, faziletlere götüren merdivenleri tırmanmalarına engel oluyorsa, bilinmelidir ki bu durum insanların kendi sürçmelerine terettüp eden bir cezadır. Onlar hata ve günahlarıyla sürçüp düştüklerinde tevbe edip günahlarından dönmezlerse ibadetlerle Hakk’ın huzuruna çıkma liyakatini kaybederler. Cenâb-ı Hak da buna ceza olarak hac gibi bir ubûdiyet-i kübrayı hakkıyla edadan onları mahrum bırakır. Müslümanların hep bir ağızdan “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk...” demek suretiyle, şahsi kulluklarını, başkalarınınkini de ilave ederek, Allah’a takdim edecekleri yüce bir mevkiye, Allah’ın Rahmaniyet ve Rahimiyet arşına yükselmelerine izin vermez.

İslâm evrensel ve âlemşümul bir dindir. Herkes daha doğarken mahiyeti ile İslâm’a yönelmeye, O’nu anlayıp yaşamaya ve temsil etmeye müsait olarak yaratılmıştır. Dolayısıyla bu davet, herkese açık bir davettir. Bu yüzden Cenâb-ı Hak,

Hazreti İbrahim’e: ِّ وَ اَذِّنْ فِى النَّاسِ بِالْحَجِّ يَاْتُوكَ رِجَ الً وَ عَلٰى كُلضَ امِرٍ يَاْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪ يقٍ ۙİnsanları hacca davet et ki gerek yaya gerek binek üstünde, uzak yakın demeden dört bir yandan oraya gelsinler.”19 buyurmaktadır.

38