âdeta Cenâb-ı Hak’la arasındaki perdeler kalkar da doğrudan O’nunla konuşur, O’na yalvarır, yakarır, inler, sızlar... kalbinin derinliklerini orada Allah’a açar. Kâbe, insanlık tarihinde inşa edilen ilk mabet olması itibarıyla, insanlığın ilk zamanlarını akla getirir.. daha sonra Hazreti İbrahim’in, oğlu Hazreti İsmail’le birlikte onun duvarlarını örmesini, tuğla tuğla üstüne koyarken ettikleri duayı, o duanın semeresi olarak İnsanlığın İftihar Tablosu’nun dünyayı teşrif buyuruşunu hatırlatır.
Tavaf; Kâbe’nin etrafında tavaf eden insanlar misali meleklerin de Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar onun etrafında tavaf ettiğini, Arş’ın etrafında tavaf eden melekleri, atomlardan gezegenlere kadar her varlığın, tavaf eden insanlar misali, kendilerine has dönüşleri olduğunu hatırlatır ve insanı kâinatla bütünleştirir. Böylelikle insan, Allah’ın yarattığı bütün varlıklardan meydana gelen bir cemaat içinde kendi kulluğunu Allah’a takdim ettiğini hisseder.
Hacerü’l-Esved’i selamlama; bize, Allah’a teslimiyetimizi hatırlatır. Zira beri tarafta bir taşı taşlarken burada bir taşa selam çakma, hatta gidip ona yüzümüzü gözümüzü sürme, bunlara Allah tarafından yüklenen mânâların ve O’na olan sadakat ve teslimiyetimizin ifadesidir.
Sa’y; insanın sevap ve günahlarına; kalbin, nefis ile ruh arasında gidip gelmesine işaret eder. Öte yandan, Hazreti Hacer validemizin, oğlu için bir o yana bir bu yana koşuşturup durmasını, esbabın bilkülliye sukut ettiği bir anda Hazreti İsmail’in ayaklarının dibinden suyun çıkmasıyla ancak o koşuşturmanın sona ermesini hatırlatır.. ve bununla bize, insanın elinden bir şeyler geldiği sürece çalışıp koşturmasını yani esbaba riayetini, ortada esbap kalmadığında da tevekkül edip Allah’ın rahmetinin tecelli etmesini beklemesini salıklar.
Kurban; kurbanlık hayvanın uzuvları karşılığı uzuvlarımızın Cehennem’den kurtuluşunu, günahlardan uzak durmak ve