İçeriğe geç

gilizce, kimi Fransızca anlaşır. Kimi siyahtır, kimi beyaz. Kimi boylu posludur, kimi küçük yapılı…

İnsanların bu şekilde birbirlerinden ayrılmaları, birbirleriyle iftiraka düşmeleri için değildir. Tam tersine bu durum, bir ordunun taburlara, bölüklere, mangalara veya muhabere, lojistik, istihkâm gibi birimlere ayrılmasına benzer. Birbirinden ayrı gibi görünen birimlerin hepsi, aslında bir araya gelerek büyük bir birlik oluşturur.

İşte hac da birbirinden çok farklı özelliklere sahip bütün bu milletleri bir araya getirip onlara vahdet şuuru ve ittifak anlayışı kazandırır. Hazreti Âdem ve Havva’nın çocukları, bu muhterem ebeveynlerinin –rivayetlere göre– ilk defa menzil tuttuğu yerde yeniden bir araya gelecek, aynı atanın çocukları olduklarını, yani kardeş olduklarını hatırlayacak ve bütün insanlığa karşı kardeşlik hisleriyle dolmuş olarak memleketlerine döneceklerdir. Aklî ve mantıkî kardeşlik en iyi hacda tesis edilir. Amirinden memuruna, zengininden fakirine, siyahından beyazına bütün insanlar hacda buluşur, yan yana çadır kurar, yeri gelir omuz omuza aynı istikamette yürür, aynı kelimelerle Allah’a yönelirler. Allah’ın rızasını kazanma istikametinde bir araya gelip birlik şuurunu tesis ederler.

Hacda dağ-taş, “lebbeyk!” sözüyle inler. Bütün âlem âdeta dil kesilir. ‘Emrini ve fermanını dinlemek üzere Sana koşuyoruz, fermanına amadeyiz Allahım!’ mânâsında, dağdan-taştan dereden-tepeden yükselen tek söz vardır: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerîke lek. (Buyur Allahım buyur, emrine amadeyiz! Buyur, ulûhiyetinde rubûbiyetinde şerîkin, ortağın yoktur, buyur, emrine amadeyiz! Her türlü güzel sıfata, övgüye Sen layıksın.. nimet Senin, mülk Senindir, her şey Sana aittir. Senin şerîkin, ortağın yoktur!)”

66