İçeriğe geç

Kur’ân’da sık sık insan ve kâinatın anatomisi nazara verilmekte, makro ve mikro planda hilkatin sırları ortaya konulmakta ve varlığın esasını teşkil eden maddeler üzerinde durulmaktadır. Bunun neticesinde ise ilmin gözü ile Kur’ân’ın gözünün ciddî bir vahdet oluşturduğu görülmektedir. İlim, maddenin içine girmeye çalışır, burada öyle derinleşir ve elektron mikroskoplarıyla ancak görülebilen derinliklere ulaşır ki işte tam o noktada, Kur’ân’ın âyet ve beyanlarının da aynı hakikatlere parmak bastığı müşâhede edilir.

Bundan da anlaşılmaktadır ki, kâinat kitabı ile Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, temelde aynı hakikati dile getirmektedirler ve bu mânâ açısından Kur’ân, kâinatın ezelî ve ebedî bir tercümanı ve lisanı sayılır. O olmadan kâinat kitabı anlaşılabilir şekilde okunamadığı gibi, onun mu’ciz beyanlarını göz önünde bulundurmaksızın ilimlerin de inhiraf etmeden ilerleme göstermeleri mümkün değildir.

2. Kudret ve İrade Kaleminin Yazdığı Âlem: Mikro Âlem

Maddenin küçük bir parçasıdır atom. İlim adamları, maddenin bu küçük parçasının dahi anatomisini ortaya koymuşlardır. Atom, nötron ve proton denilen parçacıklardan oluşan bir çekirdek ve bu parçacıkların etrafında hızla dönen elektronlardan müteşekkildir. En küçük âlemden, en büyük âleme kadar kâinatta Allah’ın yarattığı varlıkların temel taşları işte bu küçük parçacıklardır.

İnsan vücudunu meydana getiren hücrecikten bir ağacın meyvesindeki hücrelere; zerreden küreye, galaksilerden, nebülözlere.. evet, bu en büyük sistemlere kadar her şeyin temel yapıtaşları işte bu parçacıklardır. Allah (celle celâluhu), bu mahdut parçacıkları değişik kombinezonlar içinde hareket ettirerek, onlardan sonsuz terkipler meydana getirmektedir. Öyle ki, aynı zerreleri hareket ettirerek farklı terkiplere tâbi tutup, bu belli ve sınırlı parçacıklardan yüzlerce, binlerce hatta on binlerce yeni yapılar meydana getirmektedir.

518