Allah (celle celâluhu) sonsuz kudretiyle, bu küçük zerrelere her varlığın içinde ayrı ayrı vazifeler gördürmektedir. Öyle ki, bu zerreler, insanın ağzına girince tükürük bezlerinin çalışmasına sebep olmakta, tat ve lezzet alma hislerini harekete geçirmekte ve meyvenin içinde de ona ait hususiyetleri meydana getirmektedirler. Bunlar her varlıkta, o varlığın yaratılışına uygun vazife görmekte ve durdukları, bulundukları duruma göre vaziyet almaktadırlar. İşte kâinatta her şey böyle bir ölçü ve nizam içindedir. “Biz orada her bitkiyi gayet ölçülü olarak bitirdik.”72 âyeti sadece bir konuyla alâkalı olarak böyle bir hususu hatırlatmaktadır.
Evet, her zerre, kader kaleminin birer kelimesi gibi vazife görmekte; her şeye uygun elbise biçmekte ve her fıtrata uygun bir vücut çizmektedir. Zerrelere bütün bu işleri gördüren kader programıdır. Onlar asla, bu programın dışında hareket edemez ve kendileri için tayin ve takdir buyrulan ölçünün dışına çıkamazlar. Eğer insan vücudundaki zerreler, bazen isyan ederek bu programı ihlâl etmiş olsalardı, belki de vücudun her tarafında değişik türden kanser urları meydana gelecekti. Ama böyle olmamakta; aksine onlar, vazifesinde sadık bir eleman gibi vücutta iş görmektedirler ve bu sayede de hiçbir yerde fuzulî bir yığılma olmamaktadır. Şayet beyindeki hücrelerde muvakkaten olsun, fuzulî bir yığılma olsaydı, insan iflâh olmaz, “Beynimde ur çıktı. Kanser oldum.” gibi mülâhazalarla doktor doktor dolaşır dururdu. Ama böyle olmayıp; aksine her şey yerli yerinde, her zerre vücutta belli bir nizam ve program dahilinde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla da hiçbir yerde bir kısım özel durumlar müstesna lüzumsuz bir yığılma görülmemektedir.
Dipnotlar
- 72 Hicr sûresi, 15/19.