Allah’ın varlığını, kâinattaki kanunlarla böylesine beliğ bir şekilde dile getiren Kur’ân-ı Kerim’in bu yönü, onun Mütekellim-i Ezelî’nin beyanı bir kitap olduğunun önemli bir referansıdır. İnsanlık, hangi ilim dalında, hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın, netice itibarıyla varacağı her zirvede Kur’ân’ın bayrağının dalgalandığını ve insanlığa yol gösterdiğini görecektir. Bu şimdi tam hissedilmese de yakın bir gelecekte mutlaka görülecektir.
Evet, semavî kitaplar ve bütün nebiler, insanlara maddî-mânevî her sahada ışık tutmuş ve onların hayatlarını tenvir etmişlerdir. Beşer, Allah’ın rızasına ve Cennet’e giden yolu semavî kitaplar ve nebiler sayesinde gördüğü gibi, Allah’ın kâinatta vaz’ettiği kanunlara muvafık hareket etmekle dünyevî başarı ve saadetlere ermeyi de yine onların irşatlarıyla keşfedebilmişlerdir. Evet, beşer, pozitif ilimlerde vahy-i semavînin ışığından istifade ettiği gibi, kalblerin tenviri, ruhların terakkisi ve duyguların hüşyar hâle gelip Hâlık-ı Zü’l-Celâl’i duyması, duyup O’nunla doyması konusunda da yine semavî kitaplar ve nebilere çok şey borçludur.
Biz, buraya kadar mevzuyu müşahhaslaştırmak için tahrife uğramamış ve uğramayacak yegâne semavî kitap olan Kur’ân-ı Kerim’in müspet ilimler ve az miktarda teknolojik gelişmelere işaret eden sadece birkaç âyeti üzerinde durmaya çalıştık. Teknik ve teknolojik gelişmeler arttıkça, Kur’ân-ı Kerim’in âyetlerinin o sahadaki işaret ve beşaretlerinin neticesi görülecek ve Kur’ân-ı Kerim’in ilâhî bir kelâm olduğu daha iyi anlaşılacaktır.