İçeriğe geç

Oysa Kur’ân, o nurefşan âyetleriyle hep gelecekte zuhur edecek gelişmelere ışık tutmuş ve sürekli asırları aydınlatacak kalbin ziyasından ve aklın nurundan bahsetmiştir. Anlayanlar için, ilim ve teknik hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın yine de Kur’ân’ın nur ve ziyasına muhtaçtır. Zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleşmekte ve onun terütaze beyanları, her asrın ilim ve fikir insanlarını aydınlatacak, tıkanan ufukları yeniden açacak sihirli bir anahtar gibidir. Ancak, esefle ifade etmeliyim ki, Kur’ân’a yeni yönelişler olmakla beraber, yine de onun bu yönünü anlama gayretleri kat’iyen yeterli değildir. Kanaat ve inancımız odur ki, ilim ve fikir adamları, araştırmalarını Kur’ân ekseninde sürdürecekleri gün, Kur’ân da bütün vâridâtıyla açılacak, Asr-ı Saadet insanının elinden tuttuğu gibi, 21. asır insanının da elinden tutarak onları bu asrın seviyeli toplumları arasına yükseltecektir.

Bizim Kur’ân’a bakışımız, ilim ve teknik ile şöyle-böyle münasebetleri olan âyetleri tahlilimiz, sadece bu mevzuda ehliyet sahiplerinin himmetlerini kamçılama düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Zira teknik sahalarda söz söylemek, o sahalarda ihtisas yapmış aydınlık dimağların işidir. Evet, biz burada Kur’ân’ın bu yönüyle de mucize oluşunu ifade sadedinde bir kısım âyetler üzerinde durarak o saha ile meşgul olan ehl-i ihtisasın dikkatlerini bu âyetler üzerine çekmeye çalışıyoruz.

429