İçeriğe geç

Öyle günler gördük ki, ne zaman teknik ve teknolojik gelişmelerden söz açılsa, hemen kendi soyumuzu sorgulamaya durduk ve tecavüzlerin en insafsızcasıyla ecdadımıza hakaretler yağdırdık. “Kur’ân’da bir hayli ilim, teknik ve medeniyete ait meseleler yer aldığı hâlde İslâm âlemi niçin geri kalmıştır?” gibi sorularla zihinleri bulandırdık ve geri kalmanın faturasını İslâm’a çıkarmaya çalıştık; daha acısı da Kur’ân’a kendini ifade edebilme fırsatını vermedik. Üç-dört asır evvel, hatta on dört asır önce yaşamış olan selef ve ecdadımızı suçlayarak teselli olmaya çalıştık. Oysaki eğer onların bu hususta bir kusur ve ihmalleri varsa, bize düşen ondan ders alma olmalıydı.

Ayrıca İslâmî ve insanî bir edeb olarak geçmişimize ait temel düşüncemiz, “Ölülerinizi iyilikleriyle yâd edin, kötülükleriyle anmayın.”5 fermanıyla anlatılan çerçevede olmalıydı. Zira onlar, Kur’ân’ı anlama uğrunda hayatları dahil her şeylerini feda etmekten çekinmemişlerdi. Bu itibarla da bize düşen, önce kendi kusurlarımızı gidermeye çalışmak, lâakal düşünce ve meziyetlerimizi, himmet ve gayretlerimizi Kur’ân’a yönelterek, onu hakkıyla anlamaya çalışmak ve bunu hayatımızın temel gayesi hâline getirmek olmalıydı.

F. Kur’ân’da Güneş Sistemi

438