S. Melekler ve Ruhanîler Dışında Başka Kürelerdeki Cismanî Varlık İhtimali
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِنْ دَۤابَّةٍ
وَهُوَ عَلٰى جَمْعِهِمْ إِذَا يَشَۤاءُ قَدِيرٌ
“Göklerin ve yerin yaratılması ve oralarda canlıların üretilip yayılması da, O’nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. O dilediği zaman onları bir araya getirip cem’etmeye de kadirdir.”108
Göklerde ve yerdeki cismanî, gayr-i cismanî varlıkların ötede bir araya getirilecekleri açıktır. Bu hususu teyit eden âyetlerin yanında bir hayli de hadis-i şerif vardır. Ancak, burada bugün var olan ve Allah dilediğinde de bir araya getirileceklerinden bahsedilen varlıklardan “dâbbe” unvanıyla bahsedilmektedir ki, bir ölçüde önemli olan da bu olsa gerek. Meleklere ve ruhlara hakikî mânâda dâbbe denmemesine ve onlar arasında erkeklik-dişilik, dolayısıyla da üreme söz konusu olmadığına göre, burada, aralarında erkeklik ve dişilik bulunan üreyip çoğalan bir kısım cismanî varlıklardan bahsediliyor gibi bir işaret söz konusudur ki, Zemahşerî, Râzî, Ebu’s-Suud.. gibi pek çok tefsirci, göklerde de tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi debelenip gezen canlıların var olabileceği ihtimali üzerinde durmuş ve olaya daha geniş bir açıdan bakmışlardır.109
Arz ve semadaki canlıların “haşr-i ekber”de buluşacakları bedîhîdir. Dünyada böyle bir buluşmanın gerçekleşmesi ise hususî bir meşîete bağlanmıştır. Allah (celle celâluhu) dilerse, mucizevî şekilde olabilir; küllî mânâda olmasa da cüz’iyat planında gerçekleşebilir. Bu itibarla da burada araştırmaya, gökleri fethetmeye bir kapı aralama ve bir teşvik söz konusudur. Bu, bizim öyle bir kabiliyetle donatılmadığımızdan ötürü ilmen bize bakan yanıyla mümkün görülmese de başka kürelerde böyle bir kabiliyetle donatılmış olanlar için aynı problem kat’iyen söz konusu değildir.
Dipnotlar
- 108 Şûrâ sûresi, 42/29.
- 109 Bkz.: ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 4/229; Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 27/147; Ebu’s-Suûd, İrşâdü’l-akli’s-selîm 8/32.