İçeriğe geç

Bilim ve teknik çevreleri, öteden beri küre-i arzın hareketlerine dikkatleri çekmiş, orada meydana gelen hareket ve titremelerin zaman faktörü üzerinde de müessir olduğunu ispat etmeye çalışmışlardır.. ve yine bu eserlerde küre-i arzın hareket ve titremelerinde daima bir yavaşlama ve hafifleme olduğuna da imada bulunmuşlardır. Meselâ, 31 Aralık 1989’da dünyadaki saatlerin bir saniye geri alındığı bilinmektedir. Buna göre 1989, 1988’e nazaran bir saniye uzun olmuştur. Bu durum, gerçekten vâki olduğundan saatler de ona göre ayarlanmıştır. Yine 30 Haziran 1992 tarihinde de senenin bir saniye uzatıldığı dünya basınında ilan edilmiştir. 1972 senesinden bu yana da bir seneye 16 saniye eklenmiş olduğu ifade edilmektedir.

Bu tespitlere binaen binlerce veya milyonlarca sene evvel küre-i arz üzerinde bir günün 18 saat olduğu söylenmektedir. Şimdi ise bir gün 24 saattir. İleride belki bu süre 30 saate çıkacaktır. Belki de ileride zaman diliminin 50 saate çıkması durumunda insanlar güneşin sıcağı altında cayır cayır yanıp kül olabilecek derecede de günler uzayabilecektir. Allah (celle celâluhu), küre-i arzın hızlı dönme hareketini frenleye frenleye tedricî olarak yavaşlatmaktadır. Bu yavaşlama, insanların mahkeme-i kübrâya gitmelerine kadar devam edecek ve Allah’ın (celle celâluhu) küre-i arz üzerinde verdiği hükmü icra edecektir. Sonra da Allah (celle celâluhu) yeni bir mahkeme ve yeni bir âlem kurarak, insanları ve bütün mahlukatı orada toplayacaktır. İşte “İkinci dirilme” de denilen “haşir” hâdisesi de dünyanın (ve semanın) üzerinde böylesine sarsıntılar yaşandıktan sonra vuku bulacaktır.

4. Rüzgârla Aşılama

507