İçeriğe geç

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ

“Andolsun Biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu emin ve sağlam bir karargâhta (rahimde) nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeyi alaka yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et hâline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan hâline getirdik. Şimdi bak da Allah’ın ne mükemmel yaratan olduğunu düşün.”85

“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir sülâle (öz)den yarattık.”

Âyet-i kerimede geçen سُلَالَةٍ kelimesi سَلّ masdarından türetilmiş bir kelimedir. سَلّ, bir şeyi bir şeyden incelik ve yumuşaklıkla sıyırıp çıkarmak, سُلَالَةٍ ise bir şeyden sıyrılıp çıkarılan bir “öz” mânâsına gelmektedir. İşte insan, ilk önce böyle bir çamurdan sıyrılıp çıkarılmış özel bir sülâleden yaratılmıştır. Bu fasıl, ilk insan olan Hz. Âdem’in yaratıldığı, dolayısıyla insan cinsinin ve onun organlarının yaratılmasının başladığı ilk merhaledir.

“Sonra onu emin ve sağlam bir karargâhta (rahimde) nutfe hâline getirdik.”

Yani bu sülâleyi (özü), sağlam bir karargâh olan قَرَارٍ مَكِينٍ rahimde nutfe hâline getirdik. “Karâr-ı mekîn”, nutfenin beslenmesinin, emniyetinin, rahat ve huzurunun temin edildiği sıcak ve emin bir yuva olan “rahim”dir.

“Sonra nutfeyi alaka yaptık.”

548