Şu bir gerçek ki, kâinat nâmütenâhî denecek kadar geniştir. Bu koca kâinatta, yerküre tipinde başka gezegenlerin bulunması da imkân-ı aklî dahilindedir. Bugüne kadar ortaya konan çalışmalarda konuyla alâkalı herhangi bir ize rastlanmaması, kâinatların büyüklüğü, mekânın uçsuzluğu-bucaksızlığı, çalışmaların yetersizliği veya kabiliyetlerimizle sınırlı olması nazara alınınca, ya “Hâlâ bir hayli zamana ihtiyaç var” diyeceğiz veya bizim eksiklerimizden kaynaklanan boşlukları başkaları doldurmak suretiyle âyette işaret edilen hususun gerçekleşmesini zamana merhun beklemeye duracağız.
Elbette ki bu varlıkların türü ve hususiyetleri konusunda açık bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak, Kur’ân-ı Kerim’deki bazı genel ifadelerden, onlarla bazı şeyleri paylaşabileceğimize bir kısım imaların bulunduğu söylenebilir.
Ayrıca, Samanyolu sisteminde insanoğlunun yaşamasına uygun gezegenler de bulunabilir ve nev’en insanlık bir gün gidip oralara ulaşabilir.. arzın bütün hususiyetlerini orada ihya edebilir. Bütün bunlar, fizik ve astrofizik olarak zor görünse de وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ’e110 göre kolaydır.. gitme de kolaydır, üreme de, vakti gelince bir araya gelme de…
“Siz ne yeryüzünde ne de gökte Allah’ı âciz bırak(a)maz, O’na karşı koyamazsınız.”111 âyeti, insanî temerrüde ve yerde olduğu gibi göklerde de münkirlerin aczlerinin yüzlerine çarpılacağına işaret gibidir..!
“Göklerde ve yeryüzünde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez Allah’a secde ederler.”112 beyanındaki gölge, cismaniyete ait bir husus gibi görülmektedir.
Dipnotlar
- 110 “O her şeye kadirdir.” (Rûm sûresi, 30/50).
- 111 Ankebût sûresi, 29/22.
- 112 Ra’d sûresi, 13/15.