Ayrıca i’lâ-yı kelimetullah yolunda ortaya konulan gayretlerin muvaffakiyetle neticelenmesi ancak Allah’ın kabulüne ve O’nun değerlendirmesine vâbestedir. Cenâb-ı Hak, kendisiyle irtibatı kuvvetli olmayanları kat’iyen tesirli kılmaz. O’nunla derin bir münasebet içinde bulunmayanlar, ne anlatırlarsa anlatsınlar hiç kimsenin ruhuna giremez, hiç kimseyi doğru yola iletemez ve tek kişiyi bile sıradan bir insan olmaktan çıkarıp kalb ve ruhun hayat derecesine yükseltemezler. Allah (celle celâluhu), Kendi yolundakilerin sesine-soluğuna değer atfeder; onların söz ve tavırlarına tesir lütfeder.
Bu açıdan da Kur’ân’ın hâdimleri, Hak nezdindeki kıymetlerini Allah’la münasebetlerinde aramalı ve sadece şekilden ibaret olan şeylerin dergâh-ı ilâhîde bir kıymet ifade etmediğini bilmelidirler. Evet, bir hadis-i şerifte de vurgulandığı gibi, Allah Teâlâ sizin şekillerinize, zâhirî hâllerinize, görünüşte yatıp-kalkmalarınıza değil, kalbî heyecanlarınıza, iç derinliklerinize ve gönlünüzden doğup gelen, içinizin yansıması olan samimi davranışlarınıza bakar ve onları değerlendirir.151 Şayet davranışlarınızda kalbî bir derinlik yoksa ve onlar gönlünüzden kopup amel sahasına dökülmüyorsa, o zaman bütün cehd ü gayretiniz beyhûdedir.
Öyleyse iman hizmetine adanmış ruhlar, hem يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?”152 itâbına (azarlama) muhatap olmamak hem de “Neden insanları çağırdığınız hakikatleri hakkıyla temsil etmemek suretiyle yalancı durumuna düşüyor ve İslâm’ın çehresini karartıyorsunuz?” sualine maruz kalmamak için azamî gayret göstermelidirler. Konumuzla alâkalı olarak da farz namazları hakkıyla ikâme etmenin yanı sıra, tam bir namaz kahramanı hâline gelebilmek için şu hususlara çok dikkat etmelidirler: