Yine Allah (celle celâluhu): فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.”78 buyuruyor. Namazda sehv, Rabbin huzurunda dururken O’ndan uzak olma mânâsına gelir ki, zayıf bir hadis-i şerifte bu durum şöyle açıklanır: يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَجْتَمِعُونَ وَيُصَلُّونَ فِي الْمَسَاجِدِ، وَلَيْسَ فِيهِمْ مُؤْمِنٌ “Bir zaman gelir ki, (binlerce kişi) mescitleri doldurur, namaz kılarlar fakat içlerinde mü’min yoktur.”79 Cenâb-ı Hak’tan ümidimiz, bizi böylesine baş aşağı gelmeden muhafaza buyurması ve ferden ferda hepimizi, beraber oturup kalktığımız duası makbul iyi insanlar hürmetine affetmesidir. Zira O, yeryüzünde toplanıp kendisini anan bütün bir topluluğa mağfiret ettiği zaman, meleklerin, “Ya Rabbi! İçlerinde bir tanesi vardı ki, maksadı Seni anmak değildi, oraya başka bir şey için gelmişti!” demesi karşısında, “Ben onu da affettim. Onlar öyle bir topluluk ki, onlarla oturup kalkan bedbaht olamaz.” buyuracaktır.80