İçeriğe geç

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece-gündüzün gidip gelişinde elbette sağduyu sahipleri için ibretler vardır. Onlar ayakta da, otururken de, yatarken de Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler: “Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi Cehennem azabından koru!” derler.”132 âyetleri indi. Bu âyetleri okuyup da bunlar üzerinde düşünmeyenlere yazıklar olsun!”133

Hz. Âişe Validemiz (radıyallâhu anhâ) O’nun kıldığı namazı anlatırken, “Öyle kıyamda dururdu ki sorma gitsin. Öyle rükûa varırdı ki sorma gitsin. Öyle secde ederdi ki sorma gitsin!”134 demiş ve Allah Resûlü’nün kıldığı namazın güzelliğini bu ifadelerle anlatmaya çalışmıştır.

Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), başladıktan sonra ara verdiği bir ibadetini göstermek mümkün değildir. O, ümmetine kolaylık olsun diye bazı nafileleri terk etse de gece onun kat katını eda etmek suretiyle o boşlukları fazlasıyla doldurmuş ve kul bir peygamber olma vazifesini hakkıyla yerine getirmiştir. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), bütün hayatını dopdolu bir ruh ve şuur içinde yaşamış, muttasıl Allah’a doğru kanat çırpmış ve yükselmeye çalışmıştır. Tabi ki vefat ederken de başka şey düşünecek değildir. Zaten O’nun saadet hanesi mescidin içine açılıyordu. Zira O, bir ayağının daima mescit içinde olmasını istiyordu. İtikâfa girdiği zaman, mescidin içinde girerdi. Ara sıra başını saadet hanesine uzatır ve âdeta ikiye bölünür; yarısı evinde, yarısı da mübarek mescidinde kalırdı. Yine bir yere giderken mescidin içinden geçer, namazını kılar öyle ayrılır; dönerken de aynı şeyi yapardı. Namaz, O’nun için bir yol olmuştu; mescit, bir uğrak yeri, imkân-vücub arası âleme ulaşması için bir rampa idi âdeta.

8. Namaza Musallat Olan Hastalıklar

a. Şeytanın Vesvese Vermesi

135