Hâsılı insan, ibadetlerine azamî derecede dikkat etmeli ve mânevî hayatını felç eden günahları işlemektense, ölümü tercih edecek kadar çelikten bir irade ve engin bir ruh hâletine sahip olmalıdır. Bunun yanında kalbler duyarlı hâle getirilmeli, şayet duyarlı değilse buna zorlanmalıdır. Zira ısrar ve gayret neticesinde en katı kalbler bile zamanla duyarlı hâle gelebilir. Bunu kazanmak için belki keyfiyete göre günler, haftalar, aylar belki de seneler gerekecektir. Ama Allah’ın rızasını kazanmak için bu uğurda ne verilse, değer.
3. Namazı Şuurluca Kılma
Şuarâ sûresinde yer alan, وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ“Allah, senin, secde edenler arasında dolaşmanı / secdede nasıl kıvrım kıvrım kıvrandığını görüyor-biliyor.”75 âyeti bize, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ibadetini tasvir etmenin dışında, nasıl ibadet etmemiz gerektiğini de anlatmaktadır. Mademki, –hadisin ifadesiyle– o nasıl namaz kılıyorsa öyle namaz kılmakla mükellefiz,76 o hâlde bu mükellefiyeti namazın sadece şekline irca etmemiz kat’iyen doğru değildir. Namazdaki ruh ve mânâyı kavrama ve o konsantrasyon içinde Allah’a kulluğumuzu arz etme hep bu çerçeve içinde mütalâa edilmelidir. Elbette ki bir Nebî’nin kıldığı namazı şekil ve mânâ itibarıyla yakalamamız, O’nun duyduklarını duymamız mümkün değildir. Fakat bu durum, o yolda olmamıza da mâni değildir. Herkes ibadetlerinde, Allah ile olan irtibatı ve gönlünde O’na ayırdığı yer ölçüsünde mükemmeli yakalayabilir ve yakalamalıdır da.