İçeriğe geç

Devr-i risaletpenahide Müslümanların hâkim olduğu dönemde münafıklar, ya ganimetlerden istifade etmek ya da kendilerince önemli gördükleri daha başka menfaat ve çıkar mülâhazalarından dolayı namaz kılıyor gibi görünme gayreti içinde bulunuyorlardı. Bundan dolayı mescide isteksizce geliyor, namazı kerhen kılıp apar topar mescitten kaçmanın yoluna bakıyorlardı. Görüldüğü üzere münafıkların bu tavır ve davranışlarında esasında namaz kılma gibi bir dertleri yoktur; sadece öyle görünme, kendilerini öyle gösterme gibi bir gayret söz konusudur. Namaz için söylenen bu hususu diğer ibadetler için de düşünebiliriz. Mesela Cenâb-ı Hakk’ı zikir gibi bir derdi olmayan, saatlerce bir yerde oturup lakırdıya dalan biri, insanların bulunduğu bir yerde, sırf onlara gösterme ve duyurma maksadıyla eline tesbihi alıp birdenbire zikretmeye duruyorsa onun bu hâli de yukarıda resmedilen çerçeveye dâhildir.

Bazen de ortaya konulan amel, sırf başkalarına gösterme-duyurma gibi bir maksada matuf olmamakla beraber, şahıs o ameli yerine getirirken, amelin keyfiyetini derin gösterme gibi bir inhirafa kendini kaptırabilir. Mesela şahıs, yalnız olduğu bir yerde namaz kılarken tadîl-i erkâna riayet etmeden onu geçiştirivermektedir. Öyle ki bir kere dahi “Sübhâne Rabbiye’l-Azîm” deyip demediği anlaşılmayacak şekilde rükûa gitmesi ile kalkması bir olmakta; rükûdan kalktıktan sonra da tam doğrulmadan hemen secdeye gitmektedir. Secdedeki hâli de rükûdan farklı değildir. Yalnız bulunduğu zaman bu şekilde rükû ve secdesini geçiştiren bir insan, başkalarının yanında özene-bezene namaz kılıyor gibi bir tavır içine giriyorsa –hadisin beyanıyla– o şahıs, “gizli şirk” kokan bir davranışta bulunuyor demektir.70

72