وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
“Sabah akşam Rabb’inin adını zikret! Gecenin bir kısmında da O’na secde et, namaz kıl ve geceleyin uzun bir süre O’nu tesbih ve O’na ibadet et.”119
Buhârî ve Müslim’in rivayetine göre, Abdullah İbn Ömer, rüyasında iki dehşetli kimsenin gelip, kollarından tutarak kendisini derin, alevli bir kuyunun başına getirdiklerini ve atacaklar diye korkunca da “Korkma, senin için endişe yoktur.” dediklerini Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlatır. Allah Resûlü, “İbn Ömer ne güzel insandır; keşke, teheccüd namazını da kılsa!” şeklinde tabir ve tevcihte bulunurlar.120 Allah, rüyasında İbn Ömer’e, Cehennem’e ait bir berzah levhasını göstermiş ve ona hazırlık yapmasını işaret buyurmuştur.
Bunlara ilaveten, “duhâ” ve “evvâbîn” gibi diğer nafile namazlar da farz namazlardan kalan eksik ve gediklerimize sargı vazifesi görecek, onları tamamlayacaktır. Allah (celle celâluhu) farzlardaki boşluklarımızı nafilelerle dolduracaktır.
Bunu teyit eden bir hadis-i şerifte anlatıldığı üzere, ahirette ilk defa sorgulanacak konuların başında namaz gelir. Cenâb-ı Hak “Kulumun namazı tamam mı?” diye sorar. “Tamam” derler, “O zaman o geçsin.” buyurur. Eğer “Namazları eksik.” denilirse, “Nafileleri var mı?” diye sorar. “Var” denilince “Nafileleriyle eksiklerini tamamlayın.” buyurur. İlâhî rahmetin bir tecellisi olarak, nafileler farzlardan noksan olanların yerine konur.121 Bunu da isterseniz, “Cebren li’n-noksan, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın iradesi ve meşîetiyle oluyor; yani, sargıyı ahirette Allah (celle celâluhu) sarıyor.” diye yorumlayabilirsiniz.