İçeriğe geç

Huzur-ı ilâhîde bulunmanın mânâsını idrak etmiş ve Kur’ân’ın tadını almış bir sahabînin şu hâli onların namaza karşı iştiyaklarını göstermesi açısından ne kadar müthiştir: Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Zâtü’r-Rikâ gazvesinde Ammâr İbn Yâsir ile Abbâd İbn Bişr’i bir konak mahallinde gece nöbeti için vazifelendirmişti. Hazreti Ammâr’ın istirahati tercih ettiği bir sırada Abbâd İbn Bişr kalkıp namaza durmuştu. O sırada bir müşrik bu iki sahabîyi farketmiş ve hemen üzerlerine ok yağdırmaya başlamıştı. Oklardan iki-üç tanesi Hazreti Abbâd’ın vücuduna isabet ettiği hâlde o, namazını bozmamış, ancak rükû ve secdesini yaptıktan sonra arkadaşını uyandırmıştı. Hazreti Ammâr, sıçrayıp kalkarken bir taraftan kaçan müşriğin ardından bakakalmış diğer yandan da merak ve heyecanla Abbâd İbn Bişr’in vücudundan akan kanı ve isabet eden okları göstererek kendisini neden uyandırmadığını sormuştu. Hazreti Abbâd ise ancak bir namaz âşığının söyleyebileceği şu cevabı vermişti:

“Bir sûre (Kehf) okuyordum, (ayât ü beyyinât o kadar tatlı idi ki) onu bitirmeden namazı bozmak istemedim. Fakat oklar peşpeşe atılınca namazı tamamlayıp seni uyandırdım. Allâh’a yemin ederim ki Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), korunmasını emrettiği bu gediği kaybetme endişesi olmasaydı sûreyi yarıda bırakarak namazı kesmektense ölmeyi tercih ederdim.”98

Evet, mü’min, namaza durunca etrafını bütünüyle unutur;

“Öyle bilmezdim ben kendimi
O ben miyim ya ben O mu?
(Gedâî)
109