Bugüne kadar bütün helâk olmuş fert ve milletlerin, sırasıyla ve hangi belâlara maruz bırakılarak helâk edildiklerinin anlatıldığı bu sûre ve bilhassa yukarıda zikrettiğimiz âyetin siyak ve sibakında birleşen tek nokta şudur ki, bir millet, yaptıkları cürüm ve günahtan müteessir olmayıp, aksine memnun ve mesrur oluyorsa, şeytan da onların bu zaaflarından istifade ile yaptıklarını süslü ve güzel gösterir ki bu da o milletin helâketi demektir.
n. Aldatmak ve Şeytan
“Onlardan gücünün yettiği kimseleri sesinle yerinden oynat; onlara karşı süvarilerinle, piyadelerinle haykırarak yürü; mallarına ve çocuklarına ortak ol; onlara vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vaad etmez. Şurası muhakkak ki, Benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olamaz. (Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter.”194
İblis, Allah’tan Hz. Âdem ve zürriyetini kandırabilmek için mühlet isteyip de gereken mühlet kendisine verilince, Cenâb-ı Hak ona; “Git, sana mühlet verdim!” der ve ardından da, âyette geçen hususlar sıralanır.195
Şeytanın sesi, günaha davetidir. Münasebetsiz şarkı, türkü, hayâsızlık vb. bütün bunlar, şeytanın sesine ve davet şekline dahildir. “Böyle yap!” diye emredilmesi ise, şeriat-ı fıtriye açısından bir izin ve müsaadedir.
Celb, haykırmaktır. Şeytanın atları ise, her devrin binek vasıtalarıdır. Şeytan, hem bunlarla hem de bunlar olmadan celp etmektedir. Yani şeytan ordusunda bulunanların bazısında bu vasıtalar var, bazısında da yoktur. Ya da bu, çok çalışmaktan kinayedir.
Dipnotlar
- 194 İsrâ sûresi, 17/64, 65.
- 195 Bkz.: İsrâ sûresi, 17/62, 63.