Cin ve şeytan nasıl inkâr edilebilir veya bazılarının dediği gibi tabiat kanunları veya mikroplar olarak değerlendirilebilirdi ki? Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de onları muhatap alıyor ve onlara emir ve tebliğlerde bulunuyor… Şuur ve akıl sahibi varlıkların konu alındığı açıkça belli bu konuşmaları, sırf madde ve fizik ötesi varlıkları inkâr hatırına, görmezlikten ve duymazlıktan gelmek ve onları, hiç olmayacak şeylerle yorumlayıp tefsire tâbi tutmak cidden anlaşılır gibi değildir. Ne var ki, birçok İslâm âlimi bu “zükkâm”a tutulmuştur ve bunlar zannedildiğinden de çarpık sayılırlar.
Hâlbuki diğer bölümlerde kat’î ispat edildiği gibi varlık dediğimiz şey, sadece bizim his ve duygularımızın ihata kabiliyetiyle sınırlı değildir. Madde ve fizik ötesi varlıklar, maddî varlıklardan hem daha çok hem de varlıkları daha kesindir. İşte cin de bu varlıklardandır. (Şeytan da yapı itibarıyla cinlerdendir.)
Cin ve şeytanın varlığına itiraz edenlerin neye itiraz ettiklerini anlamak zordur. Acaba, insanlar mevcut olan her şeyi görüyorlar mı ki, cinleri görmedikleri için ona itiraz ediyorlar? Oysaki biz, görme âlemi olarak nazarımıza arz edilen şeylerin ancak milyonda 4-5’ini görebiliyoruz. Yani, milyon çeşit mahluk varsa, biz bunların sadece dördünü veya beşini görebiliyoruz; diğerlerini ne görebiliyor ne de sezebiliyoruz. Meselâ, makro âleme müteallik olanları teleskopla, mikro âleme ait olanları mikroskopla, diğer bir kısmını da X ve benzeri ışınlarla tespit ediyoruz ama tespit imkânlarımızın dışında kalanların sayısını Allah bilir… Belki ileride daha pek çok şeyi, yeni cihaz ve yeni vasıtalarla insanlığın nazarına arz etme imkânları da doğacaktır!..