Bu mevzua işaretle Allah Resûlü: “Kadın şeytan suretinde gelir gider. Sizden birisi bir kadın görürse hemen hanımına dönsün. Bu hareket onun nefsindekini giderir.”150 buyurmaktadır. Ve yine Allah Resûlü, mü’minlerin, şeytanın bu tuzağına düşmemeleri için ikaz sadedinde şöyle buyurmaktadır: “Dikkat edin! Bir erkek yabancı bir kadınla baş başa kaldığında muhakkak üçüncüsü şeytandır.”151
Âyette şeytana, “hayır ile alâkası olmayan” anlamına gelen “merîd”152 denilmektedir. Türkçe’deki “meret” kelimesi, ihtimal bunun bozulmuş hâlidir. Aslında bu kelimenin kökünde “kaypaklık” mânâsı da vardır ki, şeytanın mümeyyiz hâllerinden birisi de işte bu kaypaklığıdır.
O merîd şeytan lânetlenince, Cenâb-ı Hakk’a karşı küstahça, hâlen veya kâlen beş hususu söylemiş ve bu suretle Allah’ın kullarına musallat olarak onlardan nasiplenmeye karar vermiştir. İşte bunlar şirkin başı ve sapıklığın da kaynağıdır.
Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a karşı, insanları saptıracağını söyledikten sonra söze: “Her hâlde onları kuruntularla oyalayacağım.”153 şeklinde başlaması bize şunu anlatıyor ki; şeytanın insanları saptırmakta, onların kalblerine attığı ümniyeler kadar kuvvetli bir başka silahı yoktur. Diğer bir ifadeyle, şeytanın insanları saptırmakta en büyük ve en kuvvetli hilesi, kalblere attığı ümniyelerdir.
Ümniye; dipsiz emeller, boş ümitler, yalan sevdalar, bâtıl idealler ve mânâsız kuruntular demektir.
Ümniye, insanlarda iki şey meydana getirir: Hırs ve uzun emel. Bunlar, insanla beraber doğmuş bir çok kötü ahlâkın da menşei sayılan, hatta insanın ayrılmaz bir parçası olan öyle iki özelliktir ki Allah Resûlü: “Âdemoğlu ihtiyarlarken onda iki huy gençleşir: Hırs ve uzun emel.”154 buyurarak bu hakikati ifade etmektedir.
Dipnotlar
- 150 Müslim, nikâh 9; Ebû Dâvûd, nikâh 43; Tirmizî, radâ 9; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/330.
- 151 Tirmizî, radâ 16.
- 152 Nisâ sûresi, 4/117.
- 153 Nisâ sûresi, 4/119.
- 154 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/115, 119, 169, 275.