5. CİNLER VE TEMSİLCİLERİ
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), âlemşümul bir peygamber olması yönüyle, hem insanların hem de cinlerin peygamberidir. Onun içindir ki O’na, “Resûlü’s-sakaleyn” (cin ve ins peygamberi) denir. Bu itibarla Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), keyfiyeti ne olursa olsun, çeşitli vesilelerle cinlerle görüşmüş ve onları irşad etmiştir. Yine O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde şeytanın çeşitli şekillerde temessül edip insanları kandırmaya çalıştığı da bilinen bir gerçektir.
Nitekim, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hicretlerine tekaddüm eden günlerde, “Dâru’n-Nedve” denilen kulüpte toplanan Mekke müşriklerinin arasında, Necidli bir ihtiyar kılığında şeytanın bulunduğu da rivayet edilir. Bu da, insî ve cinnî şeytanların birleşerek, Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir komplo kurmaya çalıştıklarını gösterir. Zaten İslâm’ın zuhurundan sonra da “Dâru’n-Nedve”, daima İslâm’ı imha planlarının yapıldığı bir yer olmuş; küfür sistematiği hep orada idare edilmiş ve yapılmak istenen şeyler orada planlanmıştır. Aslında bu paralelde olarak, yirminci asrın cahiliyesinin “Dâru’n-Nedve”leri, değişik ad ve unvanlarla yeniden ihya edilmeye çalışılmaktadır.
Günümüzde dünyanın birçok yerinde sayılamayacak kadar çok “Nedve” teşkilâtları, aralıksız bir şekilde, İslâm aleyhinde planlar yapmaktadırlar. Bir devrede ardı arkası gelmez seferler hazırlayan aynı güç odaklarının, bu karanlık faaliyetleri hep devam edeceğe benzer.
İşte o gün de Dâru’n-Nedve’de Resûl-i Ekrem’i ve ashabını imha için bir plan yapmak üzere Mekke müşrikleri bir araya gelmişlerdi.. ve şeytan da onların aralarında bulunuyordu. İhtimal müşrikler, işin idaresini ellerinden kaçırdıklarını anlamaya başlamış ve âdeta panik içindeydiler. Acaba ne yapmalıydılar? Evet işte onları bir araya getiren gündemin ana maddesi buydu.