İçeriğe geç

Aynı hakikati ifade eden bir başka âyette ise şöyle denmektedir: “Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları içinde (uygulanan) o söz, kendilerine de geçerli oldu. (Bunlar da azabı hak ettiler.) Çünkü hep hüsranda idiler.”23

Bu ve benzeri âyetler bize cinlerin de aynen insanlar gibi bu dünyada bir müddet yaşadıktan sonra vefat edip ahirete gideceklerini veya gittiklerini anlatıyor. Ayrıca âyetlerde onların erkeklik ve dişiliklerinden de bahsediliyor. Zira cinlerde de neslin devamı tenasül ve evlenmekle gerçekleşmekte.

Kur’ân’ın bu tür âyetlerini daima birer hakikat olarak ele alıp öyle değerlendirmek iktiza eder ve inanırken de cinlerin hakikatine bu şekilde inanmak gerekir. Evet, şimdi onlara vehim ve hayal diyenlere soralım:

Doğup-büyüyen, yaşayıp-vefat eden, erkeklik ve dişilik taşıyan, nasıl vehim ve hayal olabilir? Veya sorumuzu şu şekilde ifade edelim: Bu gibi hâssalar vehim ve hayalde nasıl tasavvur edilebilir?

d. Cinler Mikrop mu?

Bundan önceki bölümde, cinleri vehim ve hayal diye nitelendirenlerin görüşlerinin yanlış olduğunu, âyet, hadis ve hâdiseler ışığında inceleyerek, gerçeği intikal ettirmeye çalışmıştık. Şimdi de cinleri “mikrop” olarak yorumlayanlara bir-iki söz etmek istiyorum:

Bunlar nasıl mikroplardır ki, Cenâb-ı Hak onlara namaz, oruç, zekât ve hac gibi mükellefiyetler yüklemiştir! Ve yine bunlar nasıl mikroplardır ki, insanlar gibi onların da ölecekleri ve bütün yaptıklarından ahirette hesap verecekleri kendilerine ihtar edilmektedir!

Öte yandan cinleri insana ait, şehvet ve gazap gibi bazı duygular olarak kabul edenlere ne demeli? Allah bizi bırakıp, duygularımızı muhatap ediniyor; ediniyor da emir ve nehiylerini onlara veriyor! Böyle düşünenlere “Allah insaf versin!” demekten başka insanın elinden ne gelir ki!..

223