İçeriğe geç

Cinler, dalgıçlığın ötesinde, akıl almaz işler de becerebilmektedirler… Evet, onları daha başka işlerde istihdam etme imkânı da vardır. Meselâ, devletler arası haberleşme alanında cinleri kullanmak, hem daha süratli, hem de daha emin bir yol olabilir. Bilhassa bir kısım gizli haberleşmelerde telsiz, telgraf veya telefonların şifre ve kodlarının çalınma ihtimaline karşılık, cinlerin kullanılmasında böyle bir riziko söz konusu olmayacaktır. Bu yönüyle cinler, ileriki zamanın belki de en emin ulakları olacaklardır. Yarınlar kim bilir daha nice harikalar karşımıza çıkaracaktır.

Ancak cinleri bu şekilde istihdam ederken, insanın aklına: “Acaba sırlarımızı tevdi edip, cinleri ulak olarak kullanırken, onlara tam itimat edebilir miyiz?.. hem onlar şuurlu, iradeli varlıklar olduklarından bir gün canları sıkılıp bu kadar istihdamın intikamını bizden almazlar mı?” sorusu gelebilir.

Ancak Kur’ân-ı Kerim, bu soruya cevap mahiyetinde: “Biz onları onun emrinde tutuyorduk.” buyurmaktadır. Yani onlar, isteseler de Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) emrinden dışarı çıkamıyor ve ona ihanet edemiyorlardı. Âdeta, ister-istemez ona itaat etme mecburiyetinde idiler. Demek ki, onları elde tutacak, itaate kodlayacak bir şifre vardı. Nebide o, bir mucize idi.. bizde maharet ve ledünniyata açılma olabilir. O elde edildiğinde, cinler mûti birer nefer hâline gelebilirler. İhtimal, geleceğin insanını en çok meşgul eden husus, bu şifreyi elde etmek olacaktır.

Yukarıda arz ettiğimiz üzere cinler, Allah’ın izin ve emriyle Hz. Süleyman’a (aleyhisselâm) hizmet ediyorlardı. Ona karşı isyanları söz konusu değildi. Zira bu takdirde başlarına gelecek cezayı biliyorlardı.

258